Ana içeriğe atla

Almanca da Zu+infinitiv (Mastar) ve dass Kullanımı

                                   Almanca da Zu+infinitiv (Mastar) ve dass  Kullanımı


         Almanca da  bir fiilin cümle içerisinde  çekimlenmeden yalın halde bulunduğu cümlelere Infinitivsätze denir. Infinitivsätze cümlelerinde özne yoktur. Türkçe de -mek, -mak şeklinde mastar halde kullanılan kelimeler gibi kullanılır. İlk cümlenin öznesi kullanılır ancak çekim yapılmaz. Örneğin:

  Ich habe angefangen , dieses Buch zu lesen. (Bu kitabı okumaya başladım.)

!!!Dikkat edilecek oluırsa buradaki altı çizili lesen fiil infinitiv halinde bulunuyor. Ve diğer cümleye geçerken virgül kullanılıyor.

Es ist verboten, hier zu rauchen. (Burada sigara içmek yasaktıır.)

Ich biete dich, mir zu helfen. (senden bana yarım etmeni istiyorum.)

Ist die Adresse schwer zu finden? (adresi bulmak zor mu)

Wir haben uns entschieden, heute im Restaurant zu essen. (bugün lokantada yemeye karar verdik.)

Vergiss nicht, mir deine Entscheidung mitzuteilen. (kararını bana söylemeyi unutma.)

!!!! Burada Trennbare Verben dediğimiz ayrılabilen fiillerden birisi var. Mitteilen fiili ayrılabilen bir fiildir. Bu durumda yu iki kelimenin arasına yerleşir.

mit teilen : duyurmak, haber vermek anlamına gelir. Mit ile teilen cümlede kullanılırken ayrılır. Trennbare Verben konusunu başka bir dersimizde ele alacağiz.

Ich habe versprochen, ihn einzuladen. (onu davet edeceğime söz verdim)

Burada da aynı şekilde trennbaren verb bulunuyor. Einladen ayrılabilen bir fiildir ve bu sebeple zu ein ile laden arasına yazılır.

Ich fange diese Woche an zu arbeiten

Ich hoffe, einen guten Job zu finden. (iyi bir iş bulmayı ümit ediyorum.)

 Almanca da Zu+infinitiv (Mastar)  Kullanımı ile ilgili örneklere devam edelim:

Du hast versprochen, mit mir einkaufen zu gehen.(benimle alışverişe gideceğine söz vermiştin.)

Ich finde es wichtig, pünktlich zu sein. (dakik olmayı önemli buluyorum.)

Ich bin es gewohnt, früh aufzustehen. (ben erken kalkmaya alıştım.)

Burada da yine trennbaren verben var. Aufstehen fiili trennbaren fiilidir ve uyanmak anlamına gelir. Bundandır ki zu auf ile stehen arasına yazılır.

Ich fange diese Woche an zu arbeiten. (bu hafta çalışmaya başlayacağım.)

Ich habe meine Freundin gebeten, heute Abend ins Kino zu gehen.

(kız arkadaşıma bu akşam sinemaya gitmeyi teklif ettim.)


                            Almanca da dass kullanımı:

    Almanca da dass bağlacının kullanımında bir ana bir de yan cümle bulunmalıdır. Dass bağlacı önceki cümleyi açıklamaya yardımcı olur. Bu bizim türkçe de kullandığımız bir yapı değildir. Dass yan cümlede bulunur ancak ana cümle dass ile başlamaz. 'öyle ki' veya sadece 'ki' şeklinde anlaşılabilir. Ancak türkçemizde kullanılmadığı için tam çeviri yapmak zordur. Bu sebeple kral olarak değerlendirip cümle kurmak daha mantıklıca olur. Aşağıda vereceğimiz örnekler konunun anlaşılmasına yardımcı olacaktır. Yan cümle ana cümle ile aynı özneye sahip olmayabilir.

!!!!!Önemli........dass kullanılan yan cümlede fiil sona atılır. 

Ich wusste, dass er dich mag. ( Onun senden hoşlandığını biliyordum.)

İlk cümlede biliyordum anlamı var ve ikinci cümle neyi bildiğimi açıklıyor. Dikkat edilecek olursa fiil en sonda bulunuyor. Biliyordum  peki neyi biliyordum : onun seni sevdiğini.

Es ist wichtig, dass wir über bestimmte Themen sprechen.

(Bazı konular  hakkında konuşmamız önemlidir.)

Haben Sie nicht gesehen, dass hier das Rauchen verboten ist?

(Burada sigara içmenin yasak olduğunu görmediniz mi ?)

Es ist wichtig, dass Eltern wissen, wie sie ihre Kinder behandeln sollen.

(Velilerin çocuklarına nasıl davranması gerektiğini bilmesi önemlidir. )

Er weiß nicht, dass wir ihn heute überraschen werden.

( Bugün ona süpriz yapacağımızı bilmiyor.)


   da, dann danach, daraufhin ve daha fazla almanca bağlaç öğrenmek için linke tıklayınız. İyi eğlenceler :)




Bu blogdaki popüler yayınlar

Almancada Als ve Wenn Bağlaçları (konjuktionen) Almancada Als ve Wenn Bağlaçları (konjuktionen)

              Almancada “Als” ve “Wenn” Farkı Nedir? (Detaylı Anlatım, Örnekler ve Taktikler – 2026 Güncel Rehber) Almanca öğrenirken en çok kafa karıştıran konulardan biri şüphesiz “als” ve “wenn” bağlaçlarıdır . İkisi de Türkçeye çoğu zaman “-dığında”, “-ince” veya “eğer” şeklinde çevrildiği için öğrenciler sık sık karıştırır. Peki gerçekten farkları nedir? Ne zaman “als”, ne zaman “wenn” kullanmalıyız? Bu kapsamlı rehberde, konuyu en basit mantıkla , bol örnekle ve püf noktalarıyla tamamen öğreneceksin. 📌 Als ve Wenn Arasındaki Temel Fark (Kısa Özet) ALS → Geçmişte sadece 1 kez olan olaylar WENN → Tekrarlayan olaylar + genel durumlar + şimdiki ve gelecek zaman 👉 Eğer bu ayrımı anladıysan, konunun %70’i bitti! 🟢 “Wenn” Bağlacı Nedir ve Ne Zaman Kullanılır? “Wenn” Almanca’da en sık kullanılan bağlaçlardan biridir ve oldukça geniş bir kullanım alanına sahiptir. ✅ 1. Tekrarlayan Olaylar (En Önemli Kullanım) Bir olay birden fazla kez oluyorsa mutlaka ...

Almanca Hasta-Doktor Konuşmaları

  Almanca öğrenirken en zorlandığım durumlardan biri doktor–hasta konuşmalarıydı .  Günlük hayatta kullandığımız Almanca ile hastanede duyduklarımız çok farklı oluyor. Özellikle çocuğu olanlar ya da Almanya’da doktora gitmek zorunda kalanlar için bazı cümleleri önceden bilmek gerçekten hayat kurtarıyor . Bu yazıda, benim de bizzat karşılaştığım ve öğrendikten sonra “iyi ki biliyorum” dediğim doktor–hasta diyalog kalıplarını paylaşıyorum.  (A1–A2 seviyesi için uygundur.) 👶 Çocuklarla İlgili Doktor Soruları (Sehr häufig!) Doktorlar özellikle çocuk hastalarda çok benzer sorular sorar: Mein Kind ist hingefallen.  → Çocuğum düştü. Mein Kind ist auf den Kopf gefallen.  → Çocuğum başının üzerine düştü.  📌 “auf den Kopf fallen” ifadesi kafa travması şüphesi olduğunda sık kullanılır. Es hat sofort gebrochen.  → Hemen kustu. Mein Sohn klagt über Kopfschmerzen.  → Oğlum baş ağrısından şikâyet ediyor. Hat Ihr Kind Erbrechen?  → Çocuğunuz kusuyo...

Almanca'da Akusativ-Dativ ve Genetiv Konusu

        Almanca'da Akusativ-Dativ ve Genetiv  Konusu Almanca'da, isim cümleleri (Nomen-Satzglieder) belirli durumlara göre değişirler. Bu durumların ikisi Akkusativ (düzeltme durumu) ve Dativ (yönelme durumu) olarak adlandırılır. İşte daha detaylı bilgi: Akkusativ (düzeltme durumu): Bu durumda, bir isim nesnesi (Akkusativobjekt) eylemin doğrudan etkilenen nesnesidir. Yani, bir fiilin doğrudan etkilediği şeyi ifade eder. Genellikle "wen?" (ne?) ya da "was?" (ne?) sorularıyla belirlenebilir. Örnekler: Ich esse einen Apfel. (Bir elma yiyorum.) - "Apfel" Akkusativ'dir. Sie kauft das Buch. (O kitabı satın alıyor.) - "Buch" Akkusativ'dir. Dativ (yönelme durumu): Bu durumda, bir isim nesnesi (Dativobjekt) eylemin dolaylı etkilenen nesnesidir. Yani, bir fiilin dolaylı olarak etkilediği şeyi ifade eder. Genellikle "wem?" (kime?) sorusuyla belirlenebilir. Örnekler: Ich schenke meinem Bruder ein Buch. (Kardeşime bir kitap hediye ed...